içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BOTAN’IN ÇIĞLIĞI: SİİRT KADERİNE Mİ TERK EDİLİYOR, YOKSA ŞAHLANIYOR MU?

Dicle’nin kardeşi Botan’ın kıyısında; üç dilin tek bir duada buluştuğu, fıstık ağaçlarının sabırla boy verdiği o kadim topraklardayız: Siirt’te. Bugün size sadece rakamlardan ya da soğuk istatistiklerden bahsetmeyeceğim. Bugün, Mezopotamya’nın bu mahzun ama vakur şehrinin ruhundaki o "bekleyişi" ve bağrındaki gizli yarayı anlatacağım. Siirt, yıllardır bir eşikte bekliyor; kalkınmanın, hak ettiği refahın ve en acısı, evlatlarını gurbete kurban vermediği bir yarının eşiğinde…

Siirt; Mezopotamya’nın bereketli hilalinde, ezan sesleri ile Arapçanın, Kürtçenin ve Türkçenin birbirine karıştığı, hoşgörünün dünyaya ders verdiği mukaddes bir topraktır. Ancak bugün bu devasa mirasın omuzlarımıza yüklediği sorumluluk, sadece geçmişle övünmek değildir. Bugünün asıl meselesi; plansızlıkla boğulan, işsizlikle yorulan ve sessizlikle rantın kurbanı edilen bu şehri yeniden ayağa kaldırmaktır.

Rayların Sustuğu Yer: Kurtalan Bir Durak mı, Bir Başlangıç mı?

Lojistik, bir şehrin dünyaya açılan nefes borusudur. Kurtalan Ekspresi gelir, o meşhur garda durur. Ama insan sormadan edemiyor: Neden o raylar Siirt’in merkezine ve oradan bir nefes ötedeki Irak sınırına uzanmaz? Demiryolunun Kurtalan’da "nihayete ermesi", aslında Siirt’in ticaret hayallerinin de orada düğümlenmesi demektir.

O raylar Siirt merkezle kucaklaşsa, oradan Ortadoğu’nun kapısı Irak’a bağlansa; bu şehir bir "çıkmaz sokak" olmaktan kurtulup kıtaları bağlayan stratejik bir geçiş koridoru haline gelmez mi? O boru tıkalı kaldıkça, Siirt’in sanayisi de ticareti de nefes darlığı çekmeye mahkûmdur.

Lojistik ve Sanayi Koridoru: Kurtalan Ekspresi’nin rayları merkeze ve sınıra uzanmadıkça, sanayi "ara durak" kalmaya mahkumdur. Bu raylar uzandığında kurulacak lojistik merkezler, binlerce genç için yeni birer ekmek kapısı olacaktır.

Kanayan Yaralar: Bugün Siirt’in en acı istatistiği TÜİK verilerinde gizli: Kentten göç edenlerin sayısı, gelenlerin iki katından fazla. Sadece son bir yılda 21 binden fazla hemşehrimiz "daha iyi bir yaşam" umuduyla toprağını terk etti.

Gençliğin Göçü ve Sessiz Sokaklar; Şehrin en büyük kaybı ise ne binalar ne de yollardır; Siirt, en büyük sermayesi olan gençlerini kaybediyor. Bugün Siirt sokaklarında yürürken, enerjisini üretimle değil, bekleyişle tüketen binlerce gençle karşılaşırsınız. İşsizlik, bu kadim şehrin evlatlarının boynunu bükmüş durumda.

Kendi topraklarında rızkını bulamayan Siirt’in gençleri, umudu Batı’nın büyükşehirlerinde, inşaat iskelelerinde ya da fabrika köşelerinde arıyor. Toprağımızdan bereket, dilimizden dua fışkırırken; bu şehrin çocuklarının gurbet ellerde "yabancı" olmayı seçmesi bizim en büyük ayıbımızdır. Gençlik göç ettikçe, Siirt sadece nüfus kaybetmiyor; hafızasını, enerjisini ve geleceğini de kaybediyor.

Göçü Durduracak "Siirt Modeli": Ne Yapmalı?

Peki, bu gidişatı nasıl tersine çevireceğiz? Gençlerimizi bu topraklara nasıl bağlayacağız? Çözüm, "nasip" deyip beklemek değil, vizyoner projeler üretmektir.

Bürokrasi Değil, Güven İnşası: Dışarıdaki zengin Siirtli iş insanlarımızı şehre çekmek için şeffaf, liyakatli ve yatırımcı dostu bir iklim şarttır. "Benden olan" değil, "üreten" kazandığında göç durur.

"Deliklitaş" ve Saklı Cennetler

Siirt’in doğa harikası 

Turizmde "Butik İstihdam" Devrimi: Deliklitaş (Rasıl Hacar), bugün sadece bir fotoğraf karesi. Oysa burası, kanyon turizmi ve doğa sporları ile bir cazibe merkezi olabilir. Deliklitaş’tan Tillo’ya uzanan turizm rotasında, gençlerimiz sadece rehber değil; açılacak butik otellerin, cam terasların ve doğa sporları merkezlerinin işletmecisi olmalıdır.

Eski Siirt evlerinin butik otellere dönüşmesi, turistlerin beton binalarda değil, tarihin içinde uyuması demektir. Turist ruh arıyor; o ruh bizim sokaklarımızda, Cas evlerimizde saklı.

İlçelerin Sönük Kalan Yıldızları: Tillo’da güneşin hocasının başucuna doğması tesadüf değildir; bilime ve vefaya bir selamdır. Ama biz bu selamı dünyaya yeterince duyurabildik mi?

.Baykan’ın stratejik geçişini ticarete,

.Şirvan’ın cevizini ve zivzik narını dünya mutfağına,

.Eruh’un verimli topraklarını modern sulamaya,

.Pervari’nin eşsiz balını küresel pazara tam anlamıyla tahvil edebildik mi?

Siirt’in ilçeleri, birbirinden kopuk adalar gibi değil, birbirini besleyen bir "Kalkınma Koridoru" gibi hareket etmelidir.

Bir Şehir Sahiplenmekle Başlar: Siirt’in sorunu çaresizlik değil, eldeki imkânları organize edemeyen bir vizyon eksikliğidir. Sayın yöneticiler; makam odalarından görünen Siirt ile sokaktaki işsiz gencin, tarladaki su bekleyen çiftçinin gördüğü Siirt arasındaki mesafeyi "hizmet köprüleri" ile kapatma zamanıdır.

Sayın yöneticiler ve kıymetli hemşehrilerim; 

Siirt’in artık kaybedecek bir yılı, gurbete gönderecek bir tek evladı daha yoktur. Gelin; siyaseti hizmetin gölgesinde bırakalım, bu şehrin tozlu sokaklarını refahın caddelerine dönüştürelim. Çünkü Siirt kalkınırsa Doğu kalkınır; Doğu kalkınırsa Türkiye şahlanır.

Sonuç: Siirt; bir sorunlar yumağı değil, keşfedilmeyi bekleyen bir cevherdir. Kurtalan’da bekleyen o tren, sadece yolcu değil; devasa bir ticaret vizyonunu beklemektedir. Botan Çayı artık sadece akıp gitmemeli; enerjisiyle halkın cebine, suyuyla çiftçinin sofrasına bereket taşımalıdır.

Artık mazeretlerin arkasına saklanma vakti geçmiş, Siirt için şahlanma vakti gelmiştir. Bu yazı, Siirt'in yarınlarına ışık tutmak isteyen her vatanseverin ortak çığlığıdır.

 

Mirza KAYĞAŞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI